Katy Perry’i ilk olarak U r so gay şarkısıyla farkettiğimde, şarkının sözlerindeki cüretle bana Madonna’nın 80’lerdeki cüretkârlığını hatırlatıyordu. Çok geçmeden Madonna’nın da aynı şarkıyı duyup, etrafa bu kızda iş var haberini saldığını ve prodüktörlerin ve plak şirketinin Katy’e tam gaz destek vermeye başladığını okumuştum.
Nitekim çok geçmeden bir başka cüretle “I kissed a girl” şarkısı Katy Perry’i Amerika’da haftalarca satış bir numarası yapınca, şarkısı 2008 yılında tam 20 ülkede birden bir numara oldu. Aynı anda hem Amerika hem İngiltere 1 numarası olunca bu iş tamamdı. Arada Madonna’nın Katy perry’i pek beğendiği lafları da dolaşınca, Katy’i kimse tutamazdı. Kraliçe daha önce de Britney tişörtleri giymiş ve Britney popun prensesi olmuş, 2000 MTV Avrupa Ödülleri gecesinde üzerinde Kylie yazan tişörtü giymiş ve bir yıl sonra Kylie, Can’t get you out of my head’le tekrar yükselişe geçmişti. Pop star olarak devleşmesi için önce bir Madonna tarafından kutsandı. Ardından müzik eleştirmenleri tam da Lily Allen özgün bir pop yıldızı olarak parlamışken, Katy’nin tarzını Lily Allen’la, Alanis Morissette arası bir profile yakıştırdılar ve Katy artık hit olmuştu. Ama tüm bunlardan daha önemlisi kıyafetleri ve giyim tarzındaki orijinallikti.60’ların televizyon ve dergi reklâmlarını anımsatan halleri ve yeni çiçek post-hippie haliyle hem hala imajı özlenen 60’lara ve 70’lere gönderme yapıyor, hem de aykırı, isyankâr halleriyle esas kitle ergenlik çağındaki gençleri tavlıyordu. Bana göre yeni bir Madonna demek hiç fazla olmuyor. Şarkılarını ve her bir durumunu yakın takibe almış biri olarak bu konuda Türkiye’de albümünü yayınlayan EMI Müzik ‘ten Berna’yı hiç rahat bırakmadım. single’ları, videoları, hatta posterlerini isteyip, yakın takibe aldım. Sonunda yine tıpkı Madonna gibi nasıl Madonna Katolik bir ailenin bastırmalarıyla yetişip, tabuları yıkan bir aykırı idol olmuşsa, Katy’de Santa Barbara’da bir papaz kızı olarak büyümüştü ve bir ikon olmak için gerekli tüm altyapıyı tamamlamıştı. Gün oldu, devran döndü ve Katy İstanbul’a geldi. Büyümemiş bir ergen genç gibi konserdeydim. Mekân True Blue. Kumsal’da deniz kenarında, Kalamış’ta bir tatlı müzik almaya gittim aslında. Berna misafir etmişti ve çok şık bir kumsal partisi havasındaki alana girmişken, konserinin sponsorları ayrı, mekânın halkla ilişkileri ayrı, plak şirketi ayrı, aynı kiliseye 7 papaz bir durumda organize olunuyordu. Nitekim sahne önündeki V.I.P locası aslında kumsalın çevrelenmiş bir havuz alanı gibiydi ve V.I.P alanı çok mühimsenirken alanı çok özel bileklikleriyle dolduran V.I.P’ler yüksek statü ailelerin, ellerinde i-phoneları olan 16–17 yaşındaki çocuklarıydı. Bir an V.I.P’de Neverland’e gitmiş kadar oldum.
Anlaşılan Katy Perry seven çoluk çocuk ve gençler anneleri tarafından alana getirilmiş, sahne önü “parası neyse verdik” bakışlı anneler ve çocuklarıyla ve 23 Nisan’la, Rock and coke arası bir atmosfere dönüşmüştü. Neyse ki sağ olsun organizasyondan Filiz’cim arkadaşım beni sahnenin önüne koyuverdi. Ancak Katy’i beklerken ön grup olarak, bizim Kolbastı ve elektronik füzyonu dans şarkıcımız Bedük çıktı. Bedük, yaptığı müziği çok seviyor, belli. Hatta dans etmek istiyor ve sıkıştığı beyaz takım elbisesi içinde, hacmine rağmen çabalayarak en azından gülümsüyor ve parmak hareketleriyle dansa gayret gösteriyor. Bedük dinlerken basgitar çalan her kimse sahneye bir güzellik veriyor ve tahammülümüzü artırıyordu. Gençlere bir psikolojik profil çıkarmak üzere sordum:”Neden Katy perry’i seviyorsunuz? Cevaplar, Katy’nin bu kadar başarılı olması hakkında olağanüstü fikir veriyordu. Neredeyse hepsi “Seviyoruz, çünkü aykırı “diye cevap verdiler. Yine eklediler:”Çünkü farklı, herkes gibi değil”.
Sır buydu. Ben de onların yaşındayken Madonna’yı bu yüzden sevmiştim. Milyonların bir pop starı sevmesinin gerçek sırrı, özellikle ergenlik dönemindeki gençlere “aykırı bir model olabilmesi”.Çünkü farklı olmak isterlerken, annelerinin babalarının dediklerinin tam tersini yapmak, kendilerini birer birey olarak ispat etmek isterlerken, herkes kurallardan bahsederken, çocuk olmaktan çıkmak üzereyken, toplum değerleri onları bastırmaya başlarken, sosyal kurallar ve engellemeler başlamışken, değerlere uymayan kimseye benzemeyen ve aykırı bir model, pop star formülünün sırrı buydu. Bizler de Madonna’yı sevdik zamanında, şimdi Katy Perry zamanı. Her ne kadar henüz 2 milyon albüm satmışsa da, potansiyeli çok yüksek Katy’nin. Sahnede konser sırasında sanki bir şarkıcı olarak bulunmuyordu, sanki herkesin arasından fırlamış biriymiş gibi rahat ve sıcak ama bir yandan da hipomanik ve aykırıydı. İşte bu gençleri tavlıyordu. Beni de tavladı. Sahnede sadece bir saat kaldı, ama seyirciyle o kadar sıcak bir iletişim kurdu ki herkes mutlu ayrıldı.16 yaşında bir delikanlı evlenme teklifi ettiğinde, çocuğa:”Fena da değilsin ama iki sene beklemen lazım, ama ben beklemem” diyordu. U r so gay şarkısızının sonunda şarkının sözleri erkeklerin malum yerinden bahsederek biterken, bunu bağıra bağıra yanlarındaki ecel teri döken velilerine rağmen gençlere söyletti. Türkçesini de sordu.
Bir ara gözlüğünü fırlattı, bir ara penasını. Eline gitarı alıp şarkısını söylerken, Madonna’nın 40 yaşında çalmaya başladığı gitarla elde ettiği tam müzisyen havasını 1984 doğumlu Katy şimdiden almıştı bile. İlk albümünü Katy Hudson adıyla bir Hıristiyan ilahiler albümü olarak kaydeden Katy, şimdi aykırı bir pop star. Bastırılınca böyle oluyor. Hani gençlerin adolesan çağları gereği bu durumu sevmelerini anladım ama eziyet içinde konser izleyen anne babaların kimisinin çocukları daha önden izlesinler diye yer yer omuzla, yer yer çimdikle kalabalığı yarması ayrıca patolojikti. Sağlıklı olan sadece Katy’di. Ben de Katy’i bir ergen heyecanıyla coşarak dinlerken durumumu bir konsültasyon alıp değerlendirmek isterim.
Gençlerin Katy’i sevmesi hem şahane, hem şaşırtıcı çünkü hem “Hot and Cold” hem “I kissed a girl” ve hatta “Thinking of you” şarkılarını ezbere söylediklerine inanamadım. Yıllar önce Madonna’yı deliler gibi severken ancak La isla Bonita’yı ezbere bilirdik, çünkü dersimiz vardı, arkadaşlarımızla muhabbetimiz vardı, i-phone ve chat yoktu, ama aşklarımız vardı. La isla bonita bize eşlik eden bir şarkıydı, o kadar. Ama ben şimdiki halleri bilemedim. O dönem Madonna, 88’lerde Who’s that girl turnesinde iç çamaşırını fırlatınca olay olmuştu, aykırı olan oydu. Bu konserde Katy’i bilemem ama küçücük seyirciler tüm mahremiyetlerini fırlatmak üzereydiler.
