Amerikada 10 Temmuzda yayınlanan, şimdiye kadar yapılmış en ünlü gey filminin başrol oyuncusuyla konuştuk. Nedir Brüno’yu Dünyanın en ünlü Avusturyalı geyi yapan, bütün bu yaygarayı düşünün. GayMag’den Fatih Kocatürk sormaya teşebbüs etti.
GayMag: Brüno, seninle tanışmak çok güzel. Başlamadan önce konuşacağımız konularda bir sınırın var mı?
Brüno: Birkaç şey var. Ben aslında kendim hakkında konuşmayı gerçekten sevmeyen, utangaç biriyim. –ayrıca zaten kendimle ilgili hazırladığım üç tane otobiyografim var onları okuyabilirsiniz. Ayrıca ilk gerçek erkek arkadaşım Jasper Klindll’den nasıl ayrıldığımı sormamanızı isteyeceğim. Ondan ayrıldıktan sonra ne olduğu hakkında gerçekten konuşmak istemiyorum. Kendisini öldürdü.
Üzgünüm.
Kendisin öldürmesinin sebebi, intihara eğilimli hale getiren benim. İçinde adımın beş kez geçtiği bir mektup yazmış – annesinin ismiyse sadece birkez geçiyordu.- neyse çok büyütülecek bir şey değil.
Merak etme, bunun hakkında konuşmayacağız
Size ona ilk aktif olduktan sonra kendisini öldürdüğünü söylemiştim. Onun hayatı bensiz yaşamaya değer değildi ve bunu çok çabuk anladı. Cenazesini hatırlıyorum da – çiçek desenli şık bir gömlek ve geyik desenli bir pantolonla katılmıştım.
Tamam konuyu değiştiriyorum
Güzel görünüyor.
Avusturyanın bir numaralı moda yazarlarından birisiniz, ayrıca filminizi de yayınladıktan sonra bu dünya çapında bir üne kavuşturacak sizi, bunların hepsi nerden geliyor.
Her zaman mükemmeldim. –annemin karnında çekilmiş ultrason fotoğrafımda annemin karnındayken göbek bağımın belime dolandığını görebilirsiniz, Marc Jacobs’un yılan derisi, saran kemeri gibi.
Hep bir gün meşhur olacağını düşünüyor muydun?
Ben Brüno olmak için doğdum. Bebeklerin kelimeleri “anne” ya da “mama” dır mesela, ama Brüno’nun yani benimkisi, “Ben geyim, kabul et” oldu.
Biraz da film hakkında konuşalım. İzleyicilerin tepkileri hakkında ne düşünüyorsun?
Eğer çekici ve zencilerse, hemen beni bulmalarını umuyorum.
Film moda hakkında ne diyor?
Bilirsiniz derler ki, “Ne giydiğinizin önemi nerde olduğunuza bağlı olarak değişir” Benim filmim tam olarak bu düşünceye karşı. Biliyorsun, bu beni çok sinirlendiriyor. Bazıları modaya karşı çıkıyorlar. Ama biliyor musun, hiçbir savaş bir modacı tarafından başlatılmamıştır şimdiye kadar. İnsanlar biraz bunları da düşünmeli.
Film gerçekten çok önemli konulara parmak basıyor.
Film modanın içindeki iyi yanı gösteriyor, elbette kötü yanı da var tabii ki. Bazı sevimsiz modeller ve Karl Lagerfeld gibi. Aman tanrım, bu adam Boris Yeltsin’in kadın elbiseleri içindeki hali gibi. Geçen sene Milano moda haftasında bana vurmaya çalıştı. Ben de ona dedim ki, “Eldivenlerinin ne kadar kalın olduğu umurumda bile değil, onlara dokunmuyorsun”
Aynı zamanda İsrail, Filistin savaşına da dikkat çekiyorsun. Barışın sağlanmasında modanın rolü nedir?
Moda savaşla ilgili konulara, sadece durdurmak için burnunu sokuyor. Siz hiç Marc Jacobs giyen birinin intihar saldırısı gerçekleştirdiğini duydunuz mu? Moda sayesinde iki tarafı da öğrenebiliyoruz.
Hamas ve Humus arasındaki farkı söyler misiniz?
Filmin ikisinin de aynı şeylermiş gibi göstermesinden korkuyorum. Hummus bir terör örgütü, Hamas ise bir arap müzik grubu.
Modayla ilgili duyarlılığınızı nasıl tarif ediyorsunuz?
Düşüncem o ki, elbiselerimizi seçmek, evcil hayvanlarımızı seçmek gibi, Bir hafta boyunca seversiniz, sonrasında plastik bir çantaya koyup atarsınız. Her zaman üstümüze giydiğimiz elbiseler değişiyor. Arkadaşım Keith Trent D’arby’nin düğününde, geçen Cumartesi, öğleden sonra 3 gibi, bebek mavisi kolsuz elbisemle dolaşırken güneş batarken de Vivienne Westwood’umu giydim. Arkasından saat akşam sekizden sonra, yani yemekten sonra, fit takım elbisemle çıktım dışarı, gecenin sonundaysa Sezar adında bir Filipinli garsonun yeleği vardı sadece üzerimde.
Avusturyanın moda takipçileriyle, Amerikanınkiler arasında ne fark var?
Amerikalı moda takipçiler sürekli başka akımları da takip ediyorlar. Avusturyadaki moda takipçileriyse genelde güce teslim oluyorlar. Örneğin Viyana’da dar bir pantolonla kovboy botu giyerseniz vurulabilirsiniz. Avusturyanın moda geleneği gururu yansıtıyor, İkinci Dünya savaşındaki gibi, çok iyi olmasa da Viyana Moda Haftası düzenliyoruz her sene, tabii bunun yanında bir de Viyana Faşizm haftası da var, çok benziyorlar birbirine, sadece birinde daha fazla siyahi model var.
Siyahi kadınlardan bahsetmişken, Michelle Obama’nın giyimi hakkında diyecekleriniz var mı?
Evet, öncelikle Baracak ile evliliğine son versin, çünkü o çok yakışıklı ve günde 10 kez seks yapması gereken birisi. Onun gitmesine izin versin. Eğer sakal bırakırsa, bir kişiyi kazandı demektir.
Avusturya Gay TV’de heteroseksüeller için tavsiye edilebilecek herhangi bir programınız var mı?
Evet, Gerhat Schvetterin’in ev dekorasyonu programını buna örnek olarak verebiliriz Kendisiyle çok güzel bir röportaj gerçekleştirdik, sauna odunlarının nasıl lekeleneceği hakkında.
Alman model Heidi Klum, Moda Projesini sunuyor Amerika’da, acaba Avusturyadaki karşılığı olarak Brüno diyebilir miyiz?
Sanırım Avusturyadaki Brüno Show’u Amerikada yayınlansa, en popüler moda showu olur.
Amerikanın siyasi durumuna dönelim. Sence biz Amerikada eşcinsel evliliğin Utah gibi eyaletlerde bile yasallaşacağını görebilecek miyiz?
Utah 8 karısı olan erkeklerin yaşadığı bir eyalet. Bu şu demek oluyor ki, pek çok erkek boşta. Bu kadar erkek var ve bu kadar kadın tek bir erkeği paylaşmaya çalışıyor öyle mi? Emin olun onların arasında da geyler var.
Ve eğer Brüno bir kadınla seks yapacak olsaydı…?
Böyle bir şey olmayacak gibi börünüyor. Ama Viyanadaki bir kadın arkadaşım benden bir bebek sahibi olmak istediğini sordu. – onunla beraber olur muyum diye sormadı- ama elbette bunun bile bir yolu yok.
Sen ve Californianın Belediye Başkanı Arnold Sch-warzenegger Avusturyalısınız. Onunla aranızda özel bir bağ olduğunu düşünüyor musun?
Elbette ki, pek çok ortak noktamız var. İkimiz de Avusturyalıyız ve film yıldızıyız. İkimiz de erkeklerle çıkmaktan zevk alıyor ve ikimizin de sado-mazo fantezileri var. California’da onunla tekrar tanışmak benim için bir onurdu. İlk tanışmamız 1983 yılında Mr. Universe yarışmasının kulisinde olmuştu. En son yarışmasıydı ve artık yarışmalara katılmak için kilo almıştı. Beş dakikada 2 kilo vermesi gerek. – Brüno sadece bu konuda yardım etmekten çok mutlu olur-
Çok fazla geziyorsunuz. Biraz kişisel bir soru ama, sizin favori gey ülkesi hangisi? Amerika?
Tekrar Utah cevabımdan hareketle burası diyeceğim, çok fazla bekar erkek var. Örneğin Salty Lake’e bakacak olursak durum böyle değil.
Artık bütün dünya biliyor ki, O.J. isimli bir Afrikalı erkek çocuğu evlat ediniz, bu konuda kimden etkilendiniz?
Biliyorum, herkes Madonna ve Angelina’yı takli ettiğimi düşünüyor, aslında öyle değil, Onlarınki çok normal ve yasal yollardan. Ancak benimkisi onlardan çok farklı, bir gezim sırasında annesine iPod’umu verip, küçük O.J.’i almam şeklinde gerçekleşti.
Çok fazla seyahat ediyorsunuz, O.J.’in bakımı için yardım alıyor musunuz?
Çocuk yetiştirmek gerçekten büyük bir savaş, demek istediğim her zaman ağlıyor ve pantolonlarına kaçırıyor. En son bunu eski erkek arkadaşıma yapmıştı. Afrikaya tekrar gittiğimde, bebek bir leopar almayı düşündüm, ama gerçekten çok ağır bir iş bebeğe 7/24 bakacak bir leopar almak.
Sex And The City kızları – Carrie, Samantha, Miranda and Charlote – sen hangisisin?
Bu değişir, bazen Carrie gibi romantik oluyorum, bazen de Samantha gibi bir sürtük, bazen saçlarımı kızıla boyuyorum Miranda gibi. Aslında artık hepsi çok eskidi, hiçbirine benzemiyorum.
Evet çok güzel bir röportajdı, peki sıradaki nedir?
Asla diğerlerine sıra vermeyeceğim, bir kereliğine bile olsa. Brünoyla biraz daha zaman geçirmek istiyorum. Biliyorsunuz, Nobel Ödülü almayı çok seviyorum. Moda Haberciliği için Nobel Ödülü veriyorlar değil mi?
Röportaj: Fatih KOCATÜRK
